Arşiv : Eylül, 2009
Yarım banyo tam banyo ile oturma banyosunun yarı arasındadır, bacaklarınız ve ayaklarınız suyun altında olarak ama vücudun üst kısmı suyun dışında olacak şekilde, göbeğinize kadar olan suyun içinde oturursunuz. 5-15 saniyelik soğuk yarım banyolar (günde bir defa) baş ağrısı, uykusuzluk, sinirsel problemler, tiroit bezinin çok çalıştığı haller, aşırı gaz ve kabızlıkta yardımcı olabilir. Sıcak yarım banyo (35 °C 10 dakika kadar) düşük kan basıncı ve menopoz şikâyetleri için kullanılabilir. Sıcak yarım banyo sıklıkla derinin kuvvetlice fırçalanmasını da içerir ve sırta kısa bir soğuk su püskürtülmesi ile bitirilebilir.
30.09.2009
Bir avuç cilban otu, üçer tutam geyik dikeni ve damla sakızı otu, yarım avuç ıspanak dövülerek ezilir. Ezilen karışım yarım saat süre ile suda pişirildikten sonra süzülür. Süzülerek elde edilen posaya dövülmüş nar kabuğu ve kına karıştırılarak merhem kıvamına gelinceye kadar yoğurt mayası ile yoğrulur. Hazırlanan merhem incir sütü ile yumuşatıldıktan sonra bir kavanoza doldurularak serin bir yerde saklanır. Haşarat sokan yere ve iltihaplı yaralara yakı olarak kullanılır.
30.09.2009
Herbiri 20 saniyelik cilt üzerindeki sadece dört parmak baskısı bile inanılmaz sonuçlar verebilir. Rahatlatıcı bir masaja yardımcı olması açısından besleyici bir krem kullanmak yararlı olacaktır.
• iki elin ayasını burundan başlayarak yanaklar üzerinden
kulaklara doğru yüzünüzde gezdirin.
• Alın bölgenize işaret, orta ve yüzük parmağınızla burnun iki kaş arasındaki noktasından başlayarak saç diplerine kadar masaj yapın,
• Orta ve yüzük parmağınızla dudak bölgesinde yarım dairesel çizin.
• Parmak baskılarınızı burun üzerinde ve kaşlarda sürdürün.
30.09.2009
40′lar, kadınların zayıflıklarını ya da güçlü yanlarını iyice kavramaya başladıkları bir dönemdir. Hayatı duygularından çok mantıklarıyla yaşamayı tercih ediyorlar dolayısıyla birçok şeye daha hoşgörülü yaklaşmayı öğreniyorlar. 40′lar, aynı zamanda hormonal değişimler sonucu cildin kuru görünmeye başladığı yaşlar olarak da öne çıkıyor. Kırışıklıklar artık sadece kremlerle ortadan kalkmayacak kadar derinleşiyor. Cilt eskisinden daha solgun bir görünüme bürünüyor. Bunun nedenlerinden biri kan dolaşımının artık eskisi kadar hızlı olmaması diğeri de vücudun giderek daha az pigment üretmeye başlamasıdır. Yine de bu dönemde bilinçli ve düzenli bir bakımla yaşlılığın etkilerini azaltmak mümkün oluyor. Olgun ciltler için sadece özen değil temizlik de devreye giriyor. Sıcak su, normal sabun kullanımı ya da alkollü tonikler artık cilde zarar vermeye başlıyor. Çünkü cilt daha kuru, ince ve gerginliğini kaybetmiş durumda. Cildin giderek kurumasını önlemek amacıyla yağlı bakım kremleri kullanmakta fayda vardır. En önemli koruyucular arasında keramid, vitamin ve lipozom bileşenli kremler yer alıyor. 40′lı yaşlarda cilt hücreleri artık kendilerini yenileyecek güce sahip olmadıkları için dışarıdan desteğe ihtiyaç duyuyorlar.
40 yaşından itibaren ciltte meydana gelen kırışıklıklar derinlik kazanmaya, cilt rengi daha solgun görünmeye başlıyor. Ayrıca boyun ve ellerde buruşukluklar ve pigment lekeleriyle yaşlılığın ilk belirtileri kendini gösteriyor. Ama hepsi doğru bir bakım düzeniyle görünür bir şekilde gizlenebilir.
Bu yaşlarda hücreler arasında bulunan keramid önemli ölçüde azalıyor. Ayrıca sigara, az uyku ve fazla stres gibi yaşam tarzı haline gelmiş günahlar kollajen liflerine yıllar içinde zarar vermeye başlıyor. Sonuçta cilt elastikiyetini kaybediyor, genişleyen kılcal damarlar cilt yüzeyinde görünür bir hal alıyor, yüz kontürü belirginliğini yitiriyor ve ince kırışıklıklar derin izlere dönüşüyor. Bu arada cilt artık daha yorgun ve solgun bir görünüm alıyor. Artık harekete geçirici enzim ya da enerji depolayıcı retinol içeren anti-aging etkili gündüz ve gece bakımlarım başımıza tac etmenin tam zamanı. Bu arada cilt düzenli bakımların yanı sıra ekstra bakımlara da ihtiyaç duymaya başlıyor. Besleyici maskeler ya da lifting etkili bakımlar yorgun hücreleri yeniden harekete geçiriyor. Boyun ve dekolte bölgesindeki cildin gergin ve elastik kalabilmesini sağlamak için özel bir kremle günlük bakım ritüelini düzenli olarak yapmanız gerekiyor. Renk açıcı maddeler içeren el bakım kremleri de, yaşlılık lekelerini giderici etkiye sahiptirler.
30.09.2009
Doğayla iç içe yaşayan halklar, egzotik bitkilerin güzellikleri üzerindeki etkilerini biliyor. Parlak saçlarını ve ışıldayan ciltlerini işte bu bitkilerin güçlerine borçlular. Kozmetik laboratuvarları da onların bu doğal reçetelerinden yola çıkarak modern bakım ürünlerini geliştirme yolunu seçiyorlar. Hindistancevizi-nin yüzde 70′i yağdan oluşuyor. Ve bu yağ cildin kendi yağıyla büyük benzerlikler taşıyor. Güneşten yanmış hassas ciltleri tedavi ediyor, kurumuş saç uçlarını ve solgun ciltleri eski sağlığına kavuşturuyor, ellere ve ayaklara banyo yağı olarak hizmet ediyor. Kremlerin içeriklerinde yer aldığında ise pürüzsüz görünümlerine yardımcı oluyor. Özel bir hindistan cevizi meyvesinden elde edilen “babassu yağı” da anti komedan olarak siyah noktalara aman vermiyor. Bu bakım ekstresi, özellikle karma ciltler üzerinde oldukça etkili. Güney güneşiyle olgunlaşan bitkiler yenileyici ve ısı veren enerjileriyle öne çıkıyor. Bilim adamları bu meyveleri etkili içerikleriyle özelikle yaşlanmaya karşı geliştirdikleri ürünlerinde kullanmayı tercih ediyorlar. Mesela nar ve kakao nun cildi gerginleştirici özelliği vardır. Ös-trojen benzeri phyto hormonlarına sahip olan nar özellikle kabuğunun, hücreleri güçlendirici ve gerginleştirici etkisi bulunuyor. Kakao çekirdekleri ise içeriğindeki protein ve hücre yapılandırıcı maddeleriyle cildi hızlı gerginleştiriyor. Kakao yağındaki polifenoller ve özel bileşenler kolajenler ve elastin dokularını güçlendirici etkileri bulunur.
Özellikle Asya ülkelerinde yetişen “lemon grass”dan elde edilen esansiyel yağın ise zihni canlandırıcı özelliği vardır. Cildi harekete geçiren etkisi nedeniyle de gerginleştirici bakımlarda tercih ediliyor. Aslan ağzı ise cilt yüzeyindeki iritasyonlan hafifletirken, yenileyici etkisiyle kollajen üretimine yardımcı oluyor. Tüm bu özellikleri aslan ağzının ilk kırışıklıkların görüldüğü hassas ve özel bakım gereksinimi olan ciltlerde önem kazanmasına neden oluyor.
Meyve, baharat, aloe vera ya da deniz tuzları gibi doğal maddelerden yararlanan doğal kozmetik ürünleri, cildin bakımını da doğal yollarla sağlıyor. İyi olan; kozmetik dünyasının güzelliğimiz için yine doğal kaynaklardan ilham alması. Kremlerden banyo yağlarına, pudralardan göz kalemlerine kadar…
Ayva, özellikle genç ciltlerde oldukça etkili. Çünkü bileşimindeki ekstreler cildin nem kaybını önlüyor ama onu yağ ile beslemiyor. Dolayısıyla ilk kırışıklıklar ayvayla büyük ölçüde hafifliyor. Avokado yağı çok kuru ciltlerin adeta S.O.S. bakımıdır. Bu inanılmaz meyve, cildi özellikle kurumaktan koruyor, bağ dokusunu gerginleştiriyor ve nem kaybını önlüyor. Böylelikle cildin en kuru bölgelerinde bile pürüzsüzlüğünü kaybetmesini geciktirir.
30.09.2009
nceki Yazılar