Arşiv : Ekim, 2009
Fransa’da yayımlanan Le Figaro gazetesinin internet sitesindeki habere göre, Paris 7 Üniversitesinden Jean Delabar ve ekibinin yaptığı araştırma, yeşil çayın Down sendromlu farelerdeki nörolojik belirtileri ortadan kaldırdığını gösterdi.
Delabar ve meslektaşları, 21. kromozom tarafından kodlanan ender enzimlerden biri olan Dyrk1A’nın faaliyetini azaltmak için Down sendromlu farelere yeşil çay verdi. Anne karnından itibaren her gün yeşil çay verilen farelerde, tüm nörolojik belirtiler ortadan kalktı.
Bu umut verici araştırmaya imza atan bilim adamları, şimdi yeşil çayın etkisini insanlardaki Down sendromuna daha yakın fareler üzerinde de doğrulamak üzere kolları sıvadı.
Araştırma, “Plos One” dergisinde yayımlandı.
Genetik düzensizlik sonucu insanda fazladan bir 21. kromozomun bulunması durumu olan Down sendromu, Trizomi 21 ya da Mongolizm diye de adlandırılıyor.
Down sendromu, ilk kez 1887′de İngiliz doktor John Langdon Haydon Down’un verdiği konferansta tanımlandı.
31.10.2009
Evlilik, her kurum gibi zaman zaman aksayan yönleri olan bir kurum, bu aksaklıklar giderilemediğinde ise sonuç ne yazık ki boşanmayla noktalanıyor. Evlilik süresince aileye yeni bir birey katıldıysa boşanma daha sancılı oluyor. Evliliğin bitmesine yol açan sebepler çok çeşitli olabilir, en çok görülen sebepleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
- ekonomik sorunlar
- eşlerin sosyo-kültürel yapı farklılıkları
- cinsel sorunlar
- iletişim bozukluğu
- eşlerden birinin ihaneti
- aile içi şiddet
Yukarıdaki sebepler nedeniyle evlilik sorunları yaşayan bir çiftin anne-baba olarak da çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilmelerini bekleyemeyiz; anne ya da baba ayrı ayrı çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kursalar bile, birlikte çocuklarına karşı tutarlı, dengeli tutum ve davranışlar sergilemekte güçlük çekeceklerdir. Bir evliliği başa çıkılamayan, çözüm üretilemeyen, süregen sorunlarla devam ettirmenin çocuk üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler, bazen boşanmanın kendisinin yaratacağı etkilerden daha fazla ve yıkıcı olabilir.
Boşanmanın sebebi ve şekli, çocukların boşanmadan ne kadar etkileneceğini belirler;
Örneğin, anlaşmazlık (iletişim bozukluğu) nedeniyle biten bir evlilikle, eşlerden birinin ihaneti sonucu biten bir evliliği karşılaştıralım. İlkinde, eşler daha uzlaşmacı ve çocukla ilgili sorunların üstesinden gelmek konusunda daha akılcı davranabilirler. İkinci durumda ise, eşler birbirlerine karşı daha öfkeli ve düşmanca tutumlar sergilerler, durum böyle olunca isteseler de uzlaşmacı olamazlar. İkinci tip boşanmalarda ise çocuklar doğal olarak daha fazla zarar görürler.
31.10.2009
Moda sadece giyimde değil, hayatımızdaki bir çok adımda karşımıza çıkar. Takı tasarımları, makyaj ve güzellik malzemeleri,ev ve araba tasarımları ve hatta teknolojik ürünler trendlere göre şekillenir. İç mimari de akımlardan fazlasıyla etkilenir. Giyim sanayi ile birbirlerinden çok farklı görünseler de bu iki tasarım dalı birbirleri ile bağlantılıdır. Her yıl gardroplarınızı elden geçirip ufak tefek ekleme ve değişikliklerle yepyeni kıyafetlere sahip olabileceğiniz gibi, fazla zaman ve masraf gerektirmeyen değişikliklerle yenilenmiş bir eve de sahip olabilirsiniz.
Sezonun yeniliklerine göre birkaç yeni aksesuar, belki zamanı gelmiş duvar boyanızın renginde bir değişiklik, yada eski koltuğunuza yeni bir yüz. Yeni yüzü sadece kaplatarak değil, bir koltuk örtüsü veya küçük renkli yastıklarla da elde edebilirsiniz. Anneannenizden kalan renkli cam vazoyu birkaç renkli obje ile karıştırmak, her zaman giydiğiniz beyaz gömleği bu sefer renkli bir kolye veya ayakkabı ile kombinlemek gibi kolay olacaktır.
Son yıllarda ortaya çıkan modern ve klasiğin birlikteliği işimizi kolaylaştırıyor aslında.
Her zamanki gibi, siz sezondan kendi renginizi bulun yeter.
31.10.2009
Akneli ciltler biraz daha fazla özene ve zamana ihtiyaç duyar. Kötü hijyenik şartlar ve kirlilik, aknelerini artırır. Uzmanların önerisi, deri temizliğine özen göstermeniz. Bazı makyaj ürünleri akneyi kötüleştirebilir. Bu nedenle yağsız ürünleri tercih edin. Kalın ve örtücü makyajdan kaçının. Akneliyseniz makyaj için taban oluştururken hafif ve doğal bir zemin hazırlayın. Alerji oluşturmayan, yağsız ve alkolsüz ürünler tam size göre. Ağır makyaj, gözenekleri tıkar ve aknenin kötüleşmesine yol açar. Hafif ve mat kapatıcıları tercih edin. Cildinizle uyumlu bir tonda kapatıcı kullanın ki, varsa kırmızı lekeleri de örtün. Bu yöntemi sadece çok özel durumlarda deneyin. En doğrusu gözenekleri kapatmamak. Eğer yağlı bir cildiniz varsa, komedon (siyah nokta) oluşturmayan (non-komedojenik) ürünleri seçin. Özellikle su ve yağ çözeltilerinden oluşan, kaolin ve talk gibi yağları emen maddeler içeren ürünleri kullanmanız daha iyi sonuç verir.
Dikkati gözlerinize çekin
Makyaj yaparken akneleri kapatmaya çalışmanın yanı sıra, dikkati cildinizden başka bir yere çekmeye çalışın. Renkli bir maskara, eyeliner ve hafif bir far bu amaca hizmet edecektir. Dudaklarınızı belirginleştirmek için de parlatıcı kullanabilirsiniz.KADINCA.NET
Akneli ciltlerde ilaçlarla birlikte makyaj malzemesi kullanmak istiyorsanız, ilaç sürdükten sonra en az 15 dakika bekleyin.
Eve döndüğünüzde cildinizi mutlaka iyice temizleyin. Yüzünüzde makyaj kalmadığından emin olun. Uzmanlar hafif şiddetteki akneler için temizleyicilerin yeterli olabileceğini söylüyor. Ancak orta ve ağır şiddetteki aknede tıbbi tedavi desteği almaktan çekinmeyin. Akneli ciltler için üretilen sabun, jel, köpük gibi temizleyiciler kullanın. Bol ılık suyla bunların kalıntılarını cilt üzerinden uzaklaştırın.
Bunları unutmayın
Temizleyici seçiminde cildin yağını fazla almayacak bir malzeme olmasına özen gösterin. Aksi takdirde tersine etki yapıp yağ bezleri fazla yağ üretebilir.
Cilt toniğiniz çok az alkol içermeli. Antiseptik ve ağrı dindirici maddelerle zenginleştirilmiş olanları tercih edin.
Güneşten koruyucu krem kullanacaksanız, cilde mat bir görünüm veren ve çabuk uçanlar size uygun olacaktır. Bunların içindeki yağlı kısım deriyle direkt olarak temas etmiyor çünkü.
Cildi rahatlatan ve yağ üretimini azaltan maske leri deneyebilirsiniz.
Bir profesyonelin belli sıklıkta uygulayacağı derinlemesine temizlik, cildi kontrol altında tutmaya yardımcı olur.
Özel hazırlanmış ürünlerle makyaj yapabilirsiniz. Ancak sivilcelerin yoğunlaştığı dönemlerde pek makyaj yapmamanız daha iyi olur.
31.10.2009
Yüzünü aynada makyajsız gören kadının, makyajdan sonra yüzünün başkalarına nasıl görüneceği öngörüsü ve iyimserliğiyle harekete geçtiğini belirlediler.
Daily Telegraph’ın haberine göre, bir Japon kozmetik firması için, beyin uzmanı Dr. Ken Mogi ve ekibi tarafından yapılan ve 2 yıl süren araştırmada, kadının yüzünü makyajlı ve makyajsız olarak nasıl algıladığıyla ilgili beyinde farklı faaliyetlerin bulunduğu belirlendi.
Beyin tarama cihazı kullanan bilim adamları, beynin kaudat çekirdeğindeki faaliyetleri incelediler. Tarama sonucunda, bir kadın kendini makyajsız gördüğü vakit başkalarının kendisini nasıl göreceğini öngördüğünü ve beynin “ödül sisteminin” herekete geçerek zevk hissi veren dopamin salgıladığını saptadılar.
Araştırmacılardan Keişi Saruwatari, “Daha önceki araştırmalardan biliyoruz ki, beynin bu bölümü herekete geçtiğinde belli faaliyetlerden zevk alırız. Bunu şöyle yorumluyoruz; bir kadın yüzüne baktığında makyaj yaptığı zaman nasıl görüneceğini tahayyül ediyor” dedi.
Saruwatari, “Burada beklenti, teşvik ve hevesin bir karışımı söz konusu. Makyaj kadınlarda, diğerleriyle ilişki kurulmasına ve zevk duyulmasına katkıda bulunuyor” diye ekledi.
Bilim adamları araştırmadan önce, kadınların makyajdan sonra pozitif hisler içine girdiklerini düşünüyorlardı.
Bunun kadınlar arasında yapılan bir araştırma olduğunu hatırlatan bilim adamları, bir erkek sabah traş olduğunda ve yüzüne traş kolonyası sürdüğünde de benzer hisler içinde olabileceğini söylediler.
31.10.2009
nceki Yazılar