Arşiv : Aralık, 2009
Üç tutam labada otu, bir tutam ada çayı yaprağı birlikte ufalanır. Bir tutam peygamber çiçeği ve yarım tutam nane suda on beş dakika kaynatılır. Hazırlanan çay şeker ile tatlandırılarak yemeklerden sonra bir bardak içilir.
“Organizmayı rahatlatmada, sinirleri teskin etmede ve ağrılı sızılı aybaşı kanamalarında etkin yararları vardır. Aynı zamanda hamile kadınlarda meydana gelen mide bulantılarını da izale eder.”
30.12.2009
Henüz çiçek açmamış naneler toplandıktan sonra ince ince kıyılarak bir kavanoza konur. Bu işlemden sonra, içine saf zeytinyağı dökülerek doldurulan kavanozun ağzı sıkıca kapatılır. Altı hafta müddetle güneş altında bekletildikten sonra, kavanoz kaynar suda pişirilir ve içindeki karışım bir tülbentle süzülür.
“Nane yağının kullanılması ile bünye sakinleşir ve yanık yaraları iyileştirdiği gibi tende yanık izleri de bırakmaz. Ayrıca soğuğun neden olduğu şişlikleri tedavi ederken kullanıldığında bir miktar gliserin ilâve edilmelidir.”
30.12.2009
Grip ve soğuk algınlığına karşı etkilidir. Ferahlık verir. Kanın temizlenmesi, mide yanması, boğaz ağrısı, böbrek taşı ve kasların kuvvetlenmesinde etkili olur.
Cildi güzelleştirir, sivilceleri giderir, diş etini kuvvetlendirir. Mikrop öldürücü özelliği vardır. Tonik olarak da kullanılır. Böcek ve sinek ısırmalarında kaşıntı ve şişmeleri önler. Aynı zamanda damar açıcı özelliği vardır.
Balla tatlandırılmış suya, ikişer damla damlatılarak günde 3 defa gargara yapılarak kullanılır.
30.12.2009
Yarım avuç aksar tohumu, ikişer tutam ballıbaba yaprağı ve ısırgan otu tohumu, bir tutam binyaprak çiçeği reçineyle birlikte bir kaba konarak yarım saat süre ile kaynatılır. Bu karışımların suları çekilinceye kadar pişirilir. Pişirilen karışım sıkılarak süzüldükten sonra elde edilen posa merhem kıvamına gelinceye kadar mantar unu ilâve edilerek zeytinyağı ile karıştırılır. Hazırlanan merhem badem yağı ile yumuşatıldıktan sonra bir kavanoza konarak serin bir yerde saklanır. Her zaman el altında bulunması gereken bu merhem, urlara ve çıbanlara yakı olarak sürülür.
30.12.2009
Yaş ilerledikçe de bu bölgede artan sorunlarla kadınlar panik yaşıyor.. Örneğin 35 ve 45 arası göz çevresinde 25 yaşındaki bir kişiden farklı olarak kırışıklıklar ve problemler başlar. Bazı kadınlarda ise gözaltlarında farklı sorunlar baş gösterir… Eğer kronolojik yaşımızdan daha genç göstermek istiyorsak, göz çevremize ve gözaltlarına ciddi şekilde özen göstermeliyiz.
Sizleri bu konuda aydınlatmak istiyorum: Güzellik uzmanı bir hekim olarak bilmeniz gereken hayli şey olduğunu düşünüyorum. Göz çevremizde cildimiz yüzümüzün diğer bölgelerine göre farklıdır. Yüzümüzün diğer kısımlarına göre çok daha incedir. Göz çevresinde yağ bezleri olmadığından oldukça kurudur. Çok hassastır. Göz hareketlerinden ve özellikle çeşitli nedenlerle gözümüzü kıstığımızda çok etkilenir.
Eğer genç görüntümüzün daha uzun süre devam etmesini istiyorsak bu göz çevremizi öncelikle zararlı etmenlerden korumalıyız.
Örneğin gözümüzü sıkça kısıyorsak bunu engellemeye çalışmalıyız. Göz kısmak göz kenarındaki kaz ayaklarının artmasına neden olur. Genellikle uzağı iyi göremeyenler farkında olmadan gözlerini kısarlar. Siz de farkında bile olmadan gözünüzü kısıyor olabilirsiniz. Bunu anlamak için yakın çevrenizin gözlemlerinden yararlanabilirsiniz. Gözünüzü kısıp kısmadığınızı onlar size söyleyecektir. Eğer kısıyorsanız bir göz hekimine başvurmanız, olası bir görme probleminin de ortaya çıkarılmasını sağlayacaktır.
Tüm cildimizi olduğu gibi, göz çevresini de güneşin zararlı etkilerinden korumalıyız. Güneşin sadece yazın değil kışında zararlı olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Güneşten koruyucu kremler ve güneş gözlükleri çok önemli. Güneş gözlüğünü havamıza hava katsın diye değil, gözümüzü ve göz çevresindeki cildimizi güneşten korumak için taktığımızı unutmayalım. Yani göz çevremizi de kapatacak şekilde geniş gözlükleri tercih edelim.
30.12.2009
nceki Yazılar