Kategori 'Cilt bakımı'

Yaz sıcağından cildi koruma yolları

Yaz dönemindeki iklimsel değişikliklerin en önemlileri; sıcaklık, UV ışığı ve nem oranındaki artıştır. Güneşin cildimize olumsuz etkileri artık açıkça bilinmektedir ancak yaz aylarında, özellikle tatil döneminde dikkat etmediğimiz pek çok ayrıntı cilt sağlığımız üzerinde önemli rol oynar.
Memorial Etiler Tıp Merkezi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Zerrin Baysal, yaz aylarında cilt sağlığımızı olumsuz etkileyen faktörler ile bilinçsiz uyguların deriye olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.

İsilikten korunmak için sık duş almak ve ölçülü giyinmek gerekiyor

Yazın artan ısı, öncelikle metabolizmada hızlanmaya, ter bezi aktivitesinde artmaya, damarlarda genişlemeye, “sebase” adı verilen yağ salgısında artmaya neden olur. Bu artışlar kişiden kişiye farklı oranlarda gözlenebilir fakat bazı insanlardaki artış, hastalık düzeyine varan sonuçlara yol açar. Bunların en önemlisi, aşırı terlemeye bağlı isiliklerdir. İsilik aşırı üretilen terin deriye atılamaması sonrasında gelişir ve küçük, kaşıntılı, bazen yanma duygusuna yol açan lezyonlar gelişir. Sık banyo yapılmadığında, aşırı giyinme devam ettiğinde bu küçücük sivilceye benzeyen kızarıklıklar, daha büyük çıbana benzeyen sivilcelere dönüşür; dolayısıyla antibiyotik tedavisi zorunluluğu doğar.

Aşırı terlemeye bilinçsiz yaklaşım mantara davetiye çıkarabilir

Hava sıcaklıklarının artması ile birlikte aşırı terleme sorunu da ortaya çıkabilir. Aşırı terleme kıvrım bölgelerinde daha fazla görülür (Özellikle kasıklarda, koltuk altında, parmak aralarında, kadınlarda meme altı ya da arası) Bu bölgelerin ıslak ya da nemli kalması, maya hücrelerini harekete geçirerek mantar hastalığının oluşmasına neden olur. Özellikle ayaklarda kötü kokular, pişiğe benzeyen görüntüler ve şiddetli kaşıntılar başlar. Bu durum yine hekime başvurmayı gerektirir; çünkü bu şikayetlerin tedavisi ve takibinin ciddiye alınması gerekir.

Yine sıkça karşılaşılan bir konu da kılcal damarlardaki genişlemedir. Bu da ısının etkisiyle gelişir. Açık renkli kişilerde daha fazladır ve hayat boyu kalıcılıkları vardır. Yaz aylarında tetiklenen ya da şiddeti artan birçok hastalığın yanında; hijyen ya da bakım ürünleri kullanımı veya davranışsal anlamda dikkat etmemiz gereken birçok konu vardır.

Vücudunuzu havuz ve deniz suyundan arıtmayı ihmal etmeyin

Tatil anlayışımızdaki deniz ve havuz alışkanlıklarımız her geçen gün artmakta olup, bu konunun bizi nasıl tehlikelerle karşı karşıya bırakacağı önemli bir konudur. Duş alınmadan girilen havuzlar, ya da çıktıktan sonra duş almamak enfeksiyon hastalıklarının bulaşmasını ve oluşmasını kolaylaştıran en önemli yoldur. Bu enfeksiyonlardan en sık rastlananı da molluskum, siğiller, mantar enfeksiyonlarıdır ki; bazen tedavileri uzun zaman alabilir veya tedaviye yanıt vermeyebilir. Kişisel hijyenimize dikkat etmek hem kendi sağlığımız için hem de toplum sağlığı için çok önemlidir.

Terlik seçiminiz ayak sağlığınız için çok önemli

Havuz kenarlarında çıplak ayakla yürümek de bu hastalıkları bulaştırmamıza ya da kapmamıza neden olur. Mutlaka terlik kullanma alışkanlığı geliştirmemiz gerekmektedir. Terlik deyince de bilinmesi gereken önemli hususlar vardır: parmak arası ya da kapalı terlikler yazın pişiklerin, ya da nasırları temel nedeni olabilir. Çünkü sürtünme travması, deri sağlığı için istenilen bir pozisyon değildir. Yumuşak hava alan, deriye sürtme ya da terletme duygusu vermeyen terlikler kullanmak daha isabetli olur.

Saunaya kendi havlunuzla girin

Otellerde kullanılan ortak alanlar ne kadar hijyenik görülürse görülsün, bu mekanlarda kullanılacak ya da temas edilecek yerlere şahsi eşyalarımızla gidersek yine bulaşıcı hastalıklardan korunmak için önemli bir adım atmış oluruz. Mesela sauna, hamam, buhar odaları gibi yerlere terlikle girmek, oralarda oturacağımız yerlerde havlu kullanmak riskleri minumuma indirecektir.

Kumsalda güneşlenmek güzel ama…

Kumda geçirilecek zamanı azaltmak, ışığın deriye zararlarını azaltmak demektir. Bunun yanında kum taneciklerinin sürekli deriye teması deride kurumalara, kalınlaşmalara ve kabalaşmaya yol açar. Mümkün olduğu kadar az temas deri sağlığımıza iyi gelir.

Bronzlaşma karışımlarına da çok dikkat edin

Güneşlenirken vücuda sürülen her türlü ajan (SPF korumaları hariç) özellikle parfümlü ürünler deride istenmeyen yanmalara, lekelenmelere, alerjilere ve erken yaşta gelişebilen deri kanserlerine neden olur. Tatilde her akşam, gündüz maruz kaldığımız güneşin olumsuz etkilerini minimale indirmek ya da dindirmek için uygun bir bakım yapmak zararın neresinden müdahale edilirse o kadar yararlı olur.

Yaz dönemi ruhsal olarak kendimizi iyi hissettiğimiz ama derimize zarar verme alışkanlıklarımızla dolu bir mevsimdir. Yaz aylarında dinlenme, eğlenme amaçlı olarak yaptığımız bu faaliyetlerin dolaylı da olsa zararlarına karşı bilinçli olmamız ve cilt sağlığımızı korumak daha özenli davranmamız gerekmektedir.

Yorum Yazın 17.08.2010

Yaz güzelliği için 10 öneri

Bu yazı daha güzel geçirmek için 10 öneri..

1 Güneşten bir  öpücük alın
Güneşle flört edilerek geçirilmiş bir hafta sonunun ardından, teninizde oluşan o taze ve tatlı bronzluğu daima korumak ister misiniz? Önce parlaklık veren altın-şeftali tonlarındaki makyaj bazını yüzü-nüze sürün ardından, alın, burun üstü, çene ve şakaklar gibi güneşten en fazla etkilenen bölgelere bronzlaştırıcı pudra uygulayın.

2 Saçlarınız ışıldasın
Son günlerin saçlar için – sarı, kumral ya da kestane fark etmez – önemli bir güzellik şifresi. Doğal ürünlere takıntınız varsa kendi ışıltı veren papatya şampuanınızı yapabilirsiniz: İki yemek kaşığı dolusu papatya kurusunu bir litre suda kaynatarak demleyin. Buna yarım limonun suyunu ve rendelenmiş 150 gr doğal zeytinyağı sabunu rendesini ekleyin. Bu karışımı rengi berraklaşana kadar kaynatın. Kaynadıktan sonra ateşi kısın ve koyu kıvama gelene kadar karıştırın. Soğuduktan sonra kullanabilirsiniz.

3 Yüksek topuklar için masaj
Bilenler, geceyi ayaklarında sızılar hissetmeden geçirmenin sırrının “hızlı masaj” olduğunu söylüyor. Dilerseniz onlara kulak verelim: Ayakta durun ve bacağınızı kırarak ayağınızı arkadan elinizde tutarak 10 saniye bekleyin. Ardından diğer ayağınıza geçin ve hareketi 10 kez tekrarlayın. Böylece hem bacak kaslarınızı esnetecek, hem de dengenizi geliştireceksiniz.

4 Şehirde de korunun
Farkında olmadan günde 20 dakika güneş altında olmak yılda altı saat yoğun şekilde güneş ışınlarına maruz kalmak anlamına geliyor. Bu nedenle şehirde de güneş koruyucu ürün kullanmak mantıklı.

5 Dudaklarınızı cilâlayın
Dolgun dudaklara kıpkırmızı, parlak ruj: Evet, şimdi gösteriş zamanı! Cameron Diaz ve Penelope Cruz bunu çoktan keşfetti! Görüntüsünü modaya uydurmak isteyenler Joan Collins stili kocaman kemik çerçeveli gözlükleri de unutmasın.

6 Limon kabuğu ile detoks
Limon ve zencefil: İşte uzun gecelerin sabahında ayılmanıza yardımcı olacak muhteşem ikili. Bunların sularıyla hazırlayacağınız içecek, enerji kazanmak, toksinleri atmak, sindirimi hızlandırmak ve mide bulantısını önlemek için ideal.

7 Şiş gözlere  sıcak su
Eğer sabahları uyandığınızda aynada ilk gördüğüz şiş gözleriniz oluyorsa bir de sıcak su formülünü  deneyin. Bunun için, yapmanız gereken sırt  üstü uzanıp 10 dakika boyunca gözlerinize sıcak suyla tampon uygulamak. Uyarılan kılcal damarlar ödemin atılmasına  yardımcı olacak.

8 Gökkuşağı bakışlar
Gözkapaklarında, tropik ormanlarda yaşayan papağanların kanatlarını andıran gökkuşağı renkleri bu sezon tekrar bir arada! Siz de bunu kendi makyajınıza uygulayabilir ve işe yeşil farınızı ve kontrast tonları kullanarak başlayabilirsiniz.

9 Işıltılı  kremler
Bronz teninizi vurgulamak istiyorsanız, içinde sedef ya da altın rengi pırıltılar olan vücut kremlerinden faydalanabilirsiniz. Elbisenizi giydikten sonra bunlardan az miktarda alın ve açıkta kalan bölgelere ovarak yedirin. Ardından da ellerinizi yıkamayı unutmayın.

10 Altın bu yıl daha yumuşak
Altın bu yıl daha yumuşak, daha mat ve daha pembemsi… Bu tonları, teninizin doğallığı ya da bronzluğunu vurgulamak için kullanabilirsiniz. Ancak, bu tonların yanında parlak, simli ve çok iddialı renkleri kullanmak kesinlikle yasak, hemen söyleyelim.

Yorum Yazın 29.07.2010

Çocukları güneşten koruma rehberi

Güneşten neden korunmalıdır?
Geçmişte güneşe maruz kalmanın sağlıklı bir açık hava aktivitesi olduğu düşünülmekteydi. Bununla beraber, modern araştırmaların verdiği bilgiler, güneşin erken deri yaşlanmasına ve deri kanserine yola açtığını göstermiştir.

Güneş ne tip hasarlara neden olur?
Güneş enerjisinin yeryüzüne ulaşan bir kısmı görülebilir ultraviyole ( morötesi) ışığı içerir. Ultraviyole ışık (UVA ve UVB ) deriye girdiğinde, deri hücrelerinde hasara yola açarak gözle görünen ve görünmeyen gunes_rehberi.asphasara neden olur.

Güneş yanıkları görülebilen hasarlardan biridir ve güneşe maruz kalındıktan birkaç saat sonra ortaya çıkar. Bir çok kişide bu durum bronzlaşmaya neden olur. Açık tenli kişilerde güneşe maruz kalan alanlarda çiller meydana gelir. Çiller güneş hasarının oluştuğunun belirtecidir ve de güneşten korunma ihtiyacının olduğunu gösterir.

Ultraviyole ışınları deri hücrelerinde gözle görülemeyen hasara yol açar. Bu hasarların bir bölümü onarılırken, bazı hücre hasarları yıllar geçtikçe üst üste eklenir. 20-30 yıl sonra bu hasarlar deri kırışıklıklarına, yaşlılık lekelerine ve de deri kanserine yol açar. UVB ışığı pencereden geçmezken, UVA ışığı geçer.

Hangi tip deri hasarı deri kanserine yol açar?
Şiddetli güneş yanıkları ile bu yanıklardan yıllar sonra gelişen en tehlikeli deri kanseri olan Melanom arasında bir ilişki mevcuttur. Melanom ergen ve genç erişkinleri de içeren her yaş grubunda görülen bir deri kanseridir. Melanom vücudun diğer kısımlarına yayılabilir ve öldürücü olabilir.

Gözle görünmeyen güneş hasarı deri kanserine yola açar. Bazal hücreli kanser genellikle orta ve ileri yaşta görülür, fakat ergenlik dönemi gibi erken yaşta da oluşabilir. Bu kanserler nadiren vücudun diğer kısımlarına yayılır. Bununla beraber deri ve altındaki dokularda ilerleyen hasara neden olduklarından tedavi edilmelidir. Skuamöz hücreli kanser eğer erken tedavi edilmezse vücudun diğer bölümlerine yayılabilirler.

Güneşten korunmaya ne zaman başlanılmalıdır?

Güneşten korunmaya bebeklik döneminde başlanmalı ve tüm yaşam boyu devam edilmelidir. Hayat boyu maruz kalınan güneş ışığının %80′ i yaşamın ilk 18 yılında alınmaktadır. Bu nedenle çocukların güneşten korunması çok önemlidir.

Çocuğumu güneşe karşı nasıl koruyabilirim?

İşe çocuğunuza aşağıdaki güneşten korunma yollarını öğretmekle başlayın.

•  Gün ortasında güneşte kalınmamalı.

•  En az 15 koruma faktörlü güneşten koruyucu kullanılmalı.

•  Tişört ve şapka kullanılmalı.

•  Arkadaşlarınızla güneşten korunma hakkında konuşmalı.

Nelerden kaçınılmalıdır?

Güneş ışınlarının şiddetli olduğu saatler olan gün ortasında güneşte kalmayın. Oyun ve açık hava aktivitelerini saat 10.00dan önceye veya 16.00 dan sonraya alın. Gün ortasında güneş ışınları atmosferde daha az yol aldığından daha şiddetlidir. Ekvatora yaklaşıldıkça, dağlık alanlarda, ve yaz aylarında daha fazla güneşe maruz kalınır. Güneşin zararlı etkileri su, beyaz kum ve karda yansıma ile artar.

Uzun süre direk güneş ışığına maruz kalmayın. Özellikle gölgeniz kendi boyunuzdan daha kısa olduğu saatlerde, gölgede oturun veya oynayın.

Güneş yanıklarında kaçının. Güneşte kaldığınız süreye dikkat edin. Yaz ayında gün ortasında açık tenli bir kişinin güneşte yanması yalnızca 15 dakika sürer.

Güneş hasarı nasıl engellenebilir?

Güneş ışınlarını UVA ve UVB filtresi olan en az 15 faktörlü güneşten koruyucu krem losyon ve jel ile bloke edin. Güneşten koruyucuları her iki saatte yenilyin ve bulutlu havalarda bile kullanın. Eğer yüzüyor veya yoğun fiziksel aktivite yapıyorsanız, güneşten koruyucunuzu daha sık uygulayın.

Koruyucu faktörü 15 veya daha fazla olan güneşten koruyucuları tercih ediniz. Güneşten koruyucuların koruyucu kapasitesi güneşten koruyucu faktör ile belirtilir. Güneşten koruyucu faktör numarası 15 veya daha yüksek faktörlü güneşten koruyucuları tercih edin. Güneşten koruyucuların koruyuculuk özellikleri faktör arttıkça artar. Güneşten koruyucu faktör deride güneş yanığı oluşmadan kalınabilen süreyi belirler. Açık tenli bir kişi normalde gün ortasında güneşte 20 dakikada yanarken; 15 faktörlü güneşten koruyucu kullanan bir kimse bunun 15 katı sürede yani 300 dakikada yanar. Kuru ciltlere daha fazla güneşten koruyucu losyon uygulanmalıdır. Vücudun açıkta kalan tüm alanlarına kulaklar ve dudaklarda dahil olmak üzere güneşten koruyucu sürülmeli, göz kapaklarına uygulanmamalıdır. Güneşten koruyucu dışarı çıkmadan 30 dakika önce uygulanmalıdır. Yüzme ve terleme sonrası yeniden sürülmelidir.

Gözle görülemeyen tipteki güneşten koruyucular güneş ışınlarını tutar ve derinin güneş tarafından hasarlanmasını engeller.

Gözle görülebilen beyaz veya renkli opak güneşten koruyucular tüm ışınların deriye girmesini engeller. Bu koruyucular sıklıkla çinko oksit veya titanyum dioksit içerir. (kimyasal içermez) Burun, kulaklar ve omuzlar gibi yüksek riskli alanlarda faydalıdır.

Altı aydan küçük olan bebekler doğrudan güneş ışığına tutulmamalıdır ve koruyucu giysiler giymelidir. Güneşten koruyucu kullanımına 6. ayda başlanılmalıdır. 6 aydan evvel uzun süreli güneşte kalınmamalı, eğer muhakkak kalınacaksa güneşten koruyucular kullanılmalıdır.

Güneşten korunmak için nasıl giyinilmelidir?

Dışarıda açık renkli kıyafetler ve şapka kullanılmalıdır. Açık havada çıplak kalınmamalıdır.Yüzmeden sonra tişört giyilmeli, şapka takılmalıdır. Sıkı dokumalı kıyafetler güneş ışınlarını geçirmez ve de sıcağı yansıtarak serin tutar. Güneş gözlükleri ise göz ve göz kapaklarını güneşten korur.

Yorum Yazın 26.07.2010

Meyvelerle cilt güzelliği

Cildinizin bebek cildi gibi olmasını istemez misiniz? Hem de kadife gibi bir cilt… Bu işlem için yine cam kaseye 2-3 yemek kaşığı dolusu ahududuyu çatalla ezip temizlenmiş cildinize sürün ve on dakika bekleyip bol su ile yıkayın. Ahududu bol miktarda A vitamini içerir bu yüzden pürüzsüz cilde sahip olmak için mutlaka yararlanmalısınız.

Cildinizde oluşan kırışıklıklar için; özellikle yüzünüz, boynunuz ve dekolte bölgenizdeki kırışıklıklar için avokado maskesi inanılmaz faydalı olacaktır. Bir avokadoyu kabuğunu soyduktan sonra ezip yarım tatlı kaşığı bal, bir tatlı kaşığı elma sirkesi ve çırpılmış yumurta ile iyice karıştırın, aynı zamanda ara ara üç yemek kaşığı zeytinyağı ilave edin. Elde ettiğiniz karışımı yüz, boyun ve dekolte bölgenize bolca sürüp bekleyin, yarım saat beklemeniz gerekiyor daha sonra ılık suyla yıkamalısınız. Kırışıklıklarda olduğu gibi kuru ciltlerde de çok etkilidir, deneyin göreceksiniz.

Yine kuru ciltelere faydalı olması için çilek maskesi öneriyoruz yalnız çileği ezdikten sonra bir kaşık süt kreması ve bir kaç damla badem yağı kullanmalısınız. Normal ciltlerde çileği ezip yüzünüze sürmeniz yeterlidir ve on dakikalık beklemeden sonra ılık suyla yıkayın. Ancak çok önemli bir uyarıda bulunmalıyız; çilek bazı bünyeler alerji yapabilir, cildinizde de alerjiye sebep olacağından alerjik bünyeye sahip olanların uygulamasını tavsiye edemiyoruz.

Yorum Yazın 07.06.2010

Cilt güzellik önerileri

Normal olarak gençlikte herkesin cildi güzeldir; önemli olan, cildin güzelliğini sağlayan diriliği, pürüzsüzlüğü, tazeliği ileri yaşlarda da olabildiğince sürdürebil­mektir. Bu olanaksız bir şey değildir. Doğru yürütülen sistemli bir bakım programı kişinin kırkından sonra bile kırışıksız, canlı bir deriye sahip olmasını sağlar.

Göz, ne kadar “ruhun aynası” ise aslında deri de öylesine ruhun aynasıdır. En küçük bir içsıkıntısı derhal deride kendini belli eder, dışa vurur. Deri canlı bir organizmadır, yani solur, hava alır, kendi kendini yeniler. Bu yenilenme yirmi yedi günde bir gerçekleşir, normal olarak günde on gram eski deri atılır. Ancak yirmi beş yaşından sonra yenilenen deri hücreleri gittikçe azalır; nemlemenin eksikği oranında kuruma ve sertleşme artar, ilk kırışıklıklar kendini gösterir.

Anlaşılacağı üzere yenilenme ile derinin soluması, hava alması arasında çok yakın bir ilişki vardır. Bu ise cildin yeterince nemli olmasına bağlı olan bir şeydir. Fazla güneş, kuru kalorifer havası ya da tam tersine fazla soğuk hava ve fazla su gerekli nemlenme düzeyinin üstüne çıkıldığı ya da altında kalındığı için derinin kurumasına yolaçar.

Ancak derinin kuruması salt nem düzeyindeki bozukluktan ileri gelen bir şey değildir. Hava kirliliğinin ve pisliğin de rolü önemlidir. Bu dış etkenlerin yanısıra ruhsal gerginlik (stres), uykusuzluk, hare­ketsizlik ve kötü beslenme gibi etkenler de cildin bozulmasında çok etkili olurlar.

Cilt bozucu bu etkenlerin sayılması bile cilt bakımında nelere dikkat etmek gerek­tiği konusunda bir ilk fikir veribilir.

Kısaca toparlarsa, cildin kendi kendini yenileme yetisinin olabildiğince uzun süre yaşaması­na yardımcı olabilmek için hava almasını sağlamak, olabildiğince hava kirliliğinden uzak yerlerde bulunmak, hiç değilse tatillerde temiz havalı yerlere gitmek ve en önemlisi bütün gövdeye temiz hava aldırmak en basit ve temel cilt bakım kuralıdır. Ancak deriye bol ve temiz oksijen aldırmaya çalışırken güneşte ku­rutmak, yahut rüzgârda kavurmak da cildin pul pul kabarmasına, kurumasına, katılaşmasına neden olur. Bunun önüne geçmek için cildin bir yandan temiz oksijen alırken öbür yandan keskin güneş ya da sert rüzgâr altında nem kaybına uğraması­nı önleyici nemlendirici kremler sürmek gerekli ve yeterli bir önlemdir. Krem deriye kalınca bir tabaka halinde sürülmeli ve on-onbeş dakika derinin kremi emmesi beklenmelidir.

Pisliğin de cilt üzerinde olumsuz etkisine değinmiştik. Bu bakımdan kişinin temizliğine dikkat etmesi, ve temiz bir ortamda olsa bile sırf terlemeyle cilt gözeneklerinin tıkanacığını, bunun da derinin solumasını, hava almasını zorlaştı­racağını bilerek gece yatmadan önce ve sabah kattıktan sonra elini yüzünü yıka­ması gerekir. Buna karşılık deriyi temiz tutmak amacıyla her gün duş yapmak da doğru değildir, çünkü yıkanmanın fazlası da bu kez gerekli nemlilik oranının üstüne çıkılmasına, hatta derinin koruyucu taba­kasının tahriş olmasına yolaçarak istenen sonucun tam tersini verir. En iyisi kişinin kirlenme durumuna göre iki, üç günde bir kısa, hafif bir duş alması ve / ya da haftada bir tam bir banyo yapmasıdır.

Banyo sırasında deriyi yumuşakça fırçalamak da ölü deri tabakasının atılmasını, gözeneklerin açılmasını ve kan dolaşımının hızlanmasını sağladığı ve bütün bunlar derinin hava almasını kolaylaştırdığı, aldığı oksijeni arttırdığı için oldukça yararlı bir yöntemdir. Deriyi fırçalamak üzere kese ya da lif en iyisidir. Sabunlanırken derinin tahriş olmaması için sabunbezi ya da yapay sünger yerine doğal sünger kullanmak tercih edilmelidir. Ancak kese ve fırçayı yüze sürmeyip yalnızca gövdede kullanmak, ayak topuk­ları için (ve yalnız orası için) ponzataşından yararlanmak gerektiğini, ılık suyla duşun ise sinirleri yatıştırıp, ruhu dinlendirdiğini, soğuk suyla duşun ise deriyi diriltip gerdiğini, düzleştirdiğini dolayısıyla ılık suyla başlayan bir duşu mutlaka bir iki saniye için bile olsa soğuk suyla sona erdirmenin her bakımdan çok yerinde ol­duğunu akılda tutmak yararlı olacaktır.

Bütün bunlara masaj ve jimnastik de eklenebilir. Ancak bunların her ikisinin de asıl amacı cilt güzelliği değildir, o bir yan sonuçtur. Ancak şu kadarına işaret edelim ki cilt sağlığı, güzelliği iyi bir kan dolaşımı ile yakından ilgilidir. İşte masaj ve jimnastik de bu kan dolaşımını hızlandır­maya yardımcı olarak cildin güzelleşmesi­ne katkıda bulunurlar. Kremi daire hareketleriyle vücuda yedirerek sürmek de aynı işlevi görür.

Buraya dek yazdıklarımızdan da anla­şılacağı gibi en basit bir cilt bakımı bile aslında hiç de o kadar basit değildir ve bilinçli, ölçülü bir davranışı gerektirir. Öte yandan her cilt birbirine benzemez, değişik cilt çeşitleri vardır, dolayısıyla bunların bakımı da farklılık gösterir. Bu nedenle kişinin kendi cildinin hangi türe girdiğini doğru saptaması ve cildinin türüne göre bir bakım programı uygulaması zorunludur.

Aksi takdirde yanlış uygulanacak bir cilt bakımı “bakım” olmaktan çıkar ve yalnızca zarar verir. Cilt bakımının yukarıda sergilenen herkese ortak ve temel ilkelerinin yanısıra kişinin yaşına, derinin yağlılık durumuna, deri bölgelerine göre değişen ilkeleri, kuralları vardır. Burdan itibaren deri bakımını bu özel yanlarıyla göreceğiz.

Yaş Durumu
Deri altındaki yağ bezleri çocukluk döneminde belli belirsiz denecek kadar az yağ salgılarlar. Bu nedenle çok sık yıkanmak, fazla sabun kullanmak derinin tahrişine yolaçabilir. Yaşlılık sırasında da yağlanma yeniden azalır, özellikle kollarda ve bacaklarda derinin kuruması yaşın ilerlemesiyle birlikte oldukça hızlanabilir. Yıkanırken bu noktayı gözönünde tutmak, gerekmedikçe sabun kullanmaktan kaçınmak, soğuk suyu tercih etmek yararlı olur.

Yorum Yazın 07.06.2010

nceki Yazılar